Kişisel gelişim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

BASİT YAŞA MUTLU OL-




Birisinin hatası için kendini cezalandırmak aptalcadır..
"Sadece kendi davranışlarınızı kontrol edebilirsiniz. diğerlerinin değil" gerçeğini tartışmasız kabul edin. 
Ne kadar büyük ve acı verici olursa olsun sorunu kabul edip yüzleşin. Üzüntüyü çekmeden çözüp üretip güçlenmeniz mümkün değildir!
Geçmişe saplanıp kalmayın değiştiremeyecekleriniz için yanıp yakılmak, pişmanlık duymak faydasızdır.
Esneme ve uyum yeteneklerinizi geliştirin. Katı prensipleri olmak kişilik gücüne işaret etmez. Temel özelliklerinizi koruyarak değişime açık olun.Sevdiğiniz insanların değişimi için fırsat tanıyın.



100. Maymun Fenomeni



Ken Keyes Jr.’dan belki de hepimizin hayatını değiştirecek bir gerçek deneyin öyküsü. 
Size gerçek bir hikâye anlatacağım: Yüzüncü Maymun’un hikâyesini… Pasifik Okyanusu’nda irili ufaklı birçok ada. Bu adalarda Macaca Fuscata türü Japon maymunları yaşıyor. Bu adalardaki maymunların doğal ortamları içindeki davranışları otuz yılı aşkın bir süre bilim insanları tarafından gözleniyor.
1952’de Koshima Adası’nda bilim insanları maymunların beslenmesi için kumların içine tatlı patates bırakıyorlar. Bu adanın maymunları da tatlı patatesin tadından hoşlanıyor ama yiyeceklerinin kumlu olması hiç de hoşlarına gitmiyor. Ama can boğazdan gelir diyerek kumlu da olsa tatlı patatesleri yemeye devam ediyorlar.
Bir gün, on sekiz aylık İmo isimli dişi maymun bu soruna bir çözüm buluyor, İmo, tatlı patatesleri en yakın su birikintisinde yıkayarak yemeyi akıl ediyor. Bu buluşunu annesine de öğretiyor, İmo’nun arkadaşları da patateslerini yıkayarak yemeyi öğreniyor ve kendi annelerine de öğretiyor. Bu yeni davranış biçimi bilim insanlarının gözleri önünde, yavaş yavaş maymunlar arasinda yayılıyor.
1952 ve 1958 yılları arasinda genç maymunlar, beslenmelerini daha zevkli hale getirmek için, kumlu tatlı patateslerini yıkamayı öğreniyorlar. Bu daha sağlıklı ve zevkli yeni davranış biçimini çocuklarını taklit ederek onlardan yeni bir şey öğrenen yetişkin maymunlar da kazanıyor. Yeniliklere açık olmayan, çocuklar ve gençlerden de öğrenilebileceğini düşünmeyen, kendi bildiklerini tekrar eden yetişkin maymunlar ise kumlu patates yemeye devam ediyor. 1958’in sonbaharında çok şaşırtıcı bir şey oluyor. Koshima maymunlarının bir kısmı (diyelim ki 99 maymun) artık patateslerini suda yıkayarak yemeyi öğrenmiş oluyor.
Bir sabah, gün doğarken yüzüncü maymun da patateslerini yıkayanlar arasına katılıyor. İşte o an her şey değişiyor. Aynı günün akşamı, adadaki hemen hemen tüm maymunlar, patateslerini yemeden önce yıkamaya başlıyor. Yüzüncü maymunun ilave enerjisi her nedense devrim yaratıyor!
Ama hikâye bitmedi. Bilim insanlarını şaşırtan asıl sürpriz, bu adayla doğrudan bir ilişkileri olmadığı halde, diğer adalardaki maymun kolonilerinin de aynı anda patateslerini yıkamaya başlamaları… Yeni bir düşünce ve davranış tarzı, toplumları oluşturan fertlerin belirli bir oranı tarafından benimsendiği an, bu yenilik, mesafenin önemi olmaksızın zihinden zihine aktarılabiliyor.
Yani, “Yüzüncü Maymun Fenomeni” denilen bu fenomen şunu gösteriyor: Yeni bir düşünce, yeni bir yol, toplumda sadece belirli sayıda insanlar tarafından biliniyorsa, bu yenilik sadece o kişilere ait bir şey oluyor.
Ama “bilenlerin” sayısı belli bir kritik noktaya ulaştığı an, sadece bir kişinin daha “yeni yol“a katılması, toplum bilincinin aşama geçirmesine yol açıyor. Yeni düşünce, birdenbire herkes tarafından düşünülmeye başlanıyor. Niceliğin niteliğe dönüşme noktası…
Yüzüncü Maymun Fenomeni“, Duke Üniversitesi’nden Doktor J.B. Rhine tarafından değişik deneylerde tekrarlanıyor. Sonuç her seferinde aynı. Bugüne dek mutsuz, huzursuz, bencil, korku dolu, karamsar bir dünya süre geldi. Zihinlerde hala taş devri korkularmı taşıyoruz. Yeniiklere açık, farklı düşünenler ise aşağılanıyorlar, alay ediliyorlar, toplum dışına itiliyorlar. Cesaretleri takdir edilmek bir yana söndürülmeye çalışılıyor bu insanların…
Einstein bile teorisini ilk ortaya attığında meslektaşları tarafından kınanmış. Sıradan insan asla büyük insan olamaz. Doğar, yaşar ve ölür. Buna yaşamak denirse! Dünyada mutlu, huzurlu, sevecen, aydınlık dolu insanlar yok mu? Cesur bir dünya isteyen ve bu uğurda çaba göstermekten çekinmeyen, her şeyi göze alan insanlar yok mu? Elbette var. Sayıları gittikçe de çoğalıyor. İnsanın, insanlık boyutunda devrim yapabilmesi için yüzüncü maymunun aralarına katılmasını bekliyorlar. “Yüzüncü Maymun” belki de sizsiniz.
okyanusum

Özsaygınızı Arttırmak İçin 21 İpucu





  • Her zaman pozitif cevaplara ve onaylamalara dikkat edin, böylece kendi değerinizi fark edersiniz. Herkes ölçülemeyecek kadar değerlidir, bu herhangi bir şekilde değer biçilemeyecek veya para ile alınamayacak bir şeydir. Bundan çok daha değerli olduğunuzu unutmayın.
  • Kendinizi asla başkaları ile kıyaslamayın veya kendinizi onlardan küçük görmeyin. Siz olduğunuz kişi için değerlisiniz, falanca kişiye benzediğiniz veya filanca kişi gibi olduğunuz için değil.
  • Özsaygıyı kibir ile karıştırmak çok kolaydır. Kendisini başkalarından üstün gören kişiler böyle hissederler. Kibir, bu hissiyatı fark eden hiç kimse için hoş bir şey değildir çünkü üzerlerine çok gidiyormuşsunuz gibi hissederler.
  • Erişebileceğinizden emin olduğunuz hedefler edinin. Koyduğunuz hedeflere erişecek beceriye sahip olduğunuzdan emin olmalısınız.
  • Zayıflıklarınızın ve güçlerinizin farkında olun. Eğer ihtiyacınız varsa, yardım istemekten çekinmeyin. Bu kesinlikle bir güçsüzlük göstergesi değildir. Bir şeyi kendi başınıza yapamayacağınızı görüp, hedefinize ulaşmak için yardım almak bir güç göstergesidir.
  • İyimserlik her şeyin olduğundan daha kolay görülmesini sağlar. Bu yüzden iyimser insanlar başarılıdır. Engellerin üstesinden tek tek gelip, daima olumlu düşünerek hedeflerine ulaşırlar.
  • Kıskançlığın hayatınızı ele geçirmesine izin vermeyin. Kıskançlık hem sizin hem de çevrenizdekilerin yaşamlarını mahvedebilir. Herkesin kendine has bir varlığı ve hisleri vardır, bu yüzden başkasının yaşamlarına veya oldukları hallere gıpta edip onları kıskanmamalısınız.
  • Kibar bir şekilde insanların size yaptığı iltifatları kabul edin. Onları hak ediyorsunuz.
  • Düzenli olarak egzersiz yapın. Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur, hem de egzersiz yaparak sağlığınızı ve görünüşünüzü mükemmel bir hale getirebilirsiniz.
  • Her gün en azından bir saatinizi meditasyon yapıp günlük hayatınızda başınıza gelen şeyleri gözden geçirmek için ayırın. Bu çözümlerinden emin olmadığınız veya çözümleri sizi tatmin etmeyen sorunların üstesinden gelmenize çok yardımcı olacaktır.
  • Hem yaşamınızın daha sağlıklı olması hem de verimliliğinizi ortaya çıkartabilmek için yeterli miktarda uyumaya çalışın.
  • Hem işinize hem de ev işlerine yeteri kadar vakit ayırın. Ayrıca eğlenmeye vakit ayırmak da çok önemlidir.
  • Negatif duyguların sizi kontrol etmesine izin vermeyin. Kırgınlıklara takılı kalmayın. Kırgın hissettiğinizde bunu paylaşıp çözüm üretmeyi deneyin.
  • Çevrenizdeki insanlarla iyi geçinmeye çalışın. Onlara iyi ve neşeli davranın. Uzun lafın kısası, onlara size davranılmasını istediğiniz gibi davranın.
  • Sağlıklı beslenin. Dengeli bir diyet, hem beden hem zihin sağlığınız için çok önemlidir.
  • Size kendinizi değersiz hissettiren kişilerden uzak durmaya çalışın. Bu kişiler sizin için zararlı olabilirler.
  • Elinize fırsat geçtikçe bir parka veya doğanın tadını çıkarabileceğiniz bir yere gidin.
  • Başınıza iyi bir şeyler geldiğinde bunu kabul edin ve hak ettiği değeri verin. Başarılarınızı bilmeniz çok önemlidir.
  • Hatalarınızı tanımayı öğrenin. Hata yaptığınız için sizi reddeden kişilerin sizi yıldırmasına izin vermeyin. Pes etmeyin ve hatalarınızı düzeltmeyi öğrenin. Unutmayın, yaptığınız her hata ile bir şeyler öğrenirsiniz ve hata yaparak deneyim edinirsiniz.
  • Kendinizi olduğunuz gibi sevmeyi öğrenin. Duygularınızı veya kişiliğinizi gizlemeye çalışmayın.
  • Geçmişte yaşamayı bırakın ve gelecek için endişelenmeyin. Kimse gelecekte ne olacağını aslında bilmiyor, bu yüzden anın tadını çıkarın ve endişelenmeyin.
  • Hatalarınız için başkalarını suçlamayın. Onları kabul edip düzeltmeye çalışın. Bu, hiç alakası olmayan birisini suçlamaktan kesinlikle çok daha sağlıklı.
Umarız özgüveninizi arttırmaya yarayacak bu ipuçlarını okumaktan keyif almışsınızdır ve onları günlük hayatınızda uygulamaya başlarsınız.

Sagligabiradim

Kafanızı Meşgul Eden Negatif Düşüncelerden Arınmak İçin Kullanabileceğiniz 15 Basit Yöntem

Modern zaman insanını şüphesiz en çok huzursuz eden şey, bir an olsun durduramadığımız negatif düşüncelerdir sevgili dostlar. Üstelik onların bizi huzursuz ettiğini çok iyi bilmemize rağmen durdurmanın bir yolunu bulamamamız da canımızın daha da fazla sıkılmasına yol açan etmenlerden. Biz de bu yüzden düşündük ki, bu konuda artık bir fikir teatisinde bulunalım da el birliğiyle çözelim şu kafamızın içinde konuşup duran densizin derdi neymiş, ne istiyormuş bizden... 

İşte negatif düşüncelere karşı mukavemetinizin artmasını sağlayacak 15 yöntem:

1. Beden dilinin düşünceler üzerindeki etkisi çok büyüktür. Dik ve sağlam bir duruş kendinize olan güveninizi artırarak negatif düşüncelerle daha iyi baş etmenizi sağlayacaktır.


2. Sizi rahatsız eden, kafanızı kurcalayan meseleleri kendinize saklamayın. Bu meseleleri size en yakın olan insanlarla paylaşmak düşüncelerinizin hafiflemesine olanak tanıyacaktır.


3. Olayları değerlendirirken tek bir bakış açısının içine sıkışıp kalmamaya özen gösterin. Neticede kafanızın içindeki ses evrensel gerçekleri dillendirmiyor, yalnızca size ait küçük pencereden dünyanın nasıl göründüğünü anlatıyor.


4. Eskilerin, "Şeytan boşlukta gezer" gibi çok önemli bir lafı vardır sevgili dostlar. Boş durmayın, kendinizi meşgul edin. Hem düşünceleriniz hafifler, hem de ortaya bir şeyler koymuş olursunuz.


5. Klişe bir tavsiye gibi görünüyor olabilir ancak spor yapmak gerçekten çok etkilidir. Bedeninizi yorun ki, aklınızın meşgul olmaya hali kalmasın...


6. Negatif düşünceler daima eksikliklerden, sahip olunamayanlardan beslenir sevgili dostlar. Elinizde olanlara odaklanın, onların kıymetini bilin.


7. Size negativite aşılayan insanların söylediklerine kulak asmamayı öğrenin. Eğer etkilenmemeyi başaramıyorsanız da onlardan uzak durun.


8. Negatif düşünceleri yaratan beyin, bedeninizin bir parçasıdır. Bu yüzden öncelikle bedeninize iyi bakın, işlerin değiştiğini göreceksiniz.


9. Negatif düşüncelerin aklınıza gelmesini durdurmaya çalışmayın. Onlara ne kadar çok direnirseniz, o derece güçlü kılarsınız.


10. Bunun yerine o düşünceleri kabul etmeye çalışın. Unutmayın, onlara "negatif" denmesinin sebebi sizi rahatsız edebiliyor olmaları; siz rahatsız değilseniz, onlar da negatif değildir.


11. Nefesinizin hem bedeniniz hem de zihniniz üzerindeki gerginliği azaltma konusunda mucizevi gücü vardır. Bilinçli ve derin nefesler almaya çalışın.


12. Bu düşüncelere sahip olduğunuz için başka insanları ya da hayatı suçlamayın. Onların var olmasının sebebi yalnızca sizsiniz ve onlarla baş etmek de yalnızca sizin elinizde.


13. Kafanızın içindeki sesin söyledikleriyle dalga geçin. Mizah, zorlukların üstesinden gelmenin en basit ve kesin yoludur.


14. Doğru olduğunu düşündüğünüz davranışları sergileyin. İnançlarınızla davranışlarınız arasında oluşacak bir zıtlık, zihninizi de çelişkiye sokacaktır.


15. Ve düzenli olarak meditasyon yapın. Meditasyon yapmak, kafanızdaki düşünceleri dışarıdan bir gözle seyretmenizi ve aslında ne kadar küçük ve önemsiz olduklarını anlamanızı sağlayacaktır.



Sen değiştiğinde her şey ya değişir ya değişir!


Yapabileceğinin düşündüğün kadardır.


Bir laboratuvara büyük bir akvaryum koyuluyor. İçine bir büyük balık ve çok sayıda küçük balık atılıyor. Doğal olarak, büyük balık acıktıkça küçük balıkları yiyor. Bu durum sonrasında, akvaryumun tam ortasına dikey bir cam yerleştiriliyor ve böylece akvaryum ikiye ayrılmış oluyor… Bu işlem sonrasında, büyük balık bir tarafa, küçük balıklar da cam bölmenin diğer tarafına yerleştiriliyor… Büyük balık acıktığında, cam bölmeyi geçmek ve küçük balıkları yemek için defalarca deneme yapmasına rağmen cam bölmeyi geçemiyor… Büyük balığın bu mücadelesi tam 28 saat sürüyor…
28. saat sonunda büyük balık artık cam bölmenin diğer tarafına geçme mücadelesine son veriyor… Bir müddet sonra, cam bölme kaldırılıyor… Sonuç çok ilginçtir!… Küçük balıklar, büyük balığın etrafında dolaşıp duruyorlar fakat büyük balık, onları yemek için hiçbir girişimde bulunmuyor… Bu durum, büyük balığın çaresizliği öğrendiğinin ispatıdır… Sonuçta; büyük balık, etrafında dolaşan çok sayıda küçük balık olmasına rağmen açlıktan ölüyor!…
Burada büyük balık yiyememeyi, yapamamayı, mücadele etmemeyi yani çaresizliği öğrenmiş oluyor… Psikolojide buna “ Öğrenilmiş Çaresizlik” diyoruz…
Öğrenilmiş çaresizlik, organizmanın davranışlarıyla olumsuz bir sonucu kontrol edemeyeceğini öğrenmesinden sonra, davranışlarıyla olumsuz sonucu ortadan kaldırabileceği durumlarda gereken çabayı gösterememesi olarak tanımlanır.
Bu rahatsızlığı olan kişi, daha önce yaşadığı olumsuzluklarla tekrar karşılaşmaktan kaçınmak için çaba sarfetmez. Dr. Seligman’a  göre, bireyin olumsuz olaylara maruz kalmasıyla gelişen öğrenilmiş çaresizlik duygusu; motivasyonsuzluk, uyumsuzluk, pasiflik, depresyon, umutsuzluk, eylemlerin sebepleri ve sonuçlarıyla ilgili bir bağ kuramama gibi sorunlara neden olmaktadır.
ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK (Learned Helplessness) 
Dr. Seligman ve çalışma arkadaşları tarafından bulunan bir psikoloji terimi olan öğrenilmiş çaresizlik, hayvanların ya da insanların, karşılaştıkları olumsuz olaylar üzerinde kontrollerinin olmadığını düşündükleri durumlarda ortaya çıkan apati (duygusuzluk) durumuna denir.
Öğrenilmiş çaresizlik, organizmanın davranışlarıyla olumsuz bir sonucu kontrol edemeyeceğini öğrenmesinden sonra, davranışlarıyla olumsuz sonucu ortadan kaldırabileceği durumlarda gereken çabayı gösterememesi olarak tanımlanır.


İmkansız olduğuna inanırsanız, zihniniz imkansızlığı ispatlamak üzere çalışmaya başlar.
Yapabileceğinize inandığınızda, gerçekten inandığınızda,  zihniniz  çözümler bulmak için çalışmaya başlar.` 
(Dr. David J.. Schwartz)

Kişisel gelişim...

Çömez yakınıyormuş: "Bize öyküler anlatıyorsun ama anlamlarını açmıyorsun."
Usta yanıt vermiş: "Biri sana meyveyi çiğneyerek ikram etse hoşuna gider miydi?"
Paul Brunton

Yani neymiş:)
Öğretici sadece yolu gösterir. O yolu sizin yerinize yürüyemez. Gerisi size kalmıştır.



Kişisel Gelişim konularına ilgiliyim neler yapabilirim yada nereden başlayacağımı bilemiyorum gibi sorular geliyor..

İlk başta kendinize soracağınız soru kendimi hangi konularda eksik hissediyorum.Hayatımda hangi konularda tıkanıklık yaşıyorum.
Evrensel sistemde kader planı şöyle işliyor; Siz herhangi bir konuda yaşadığınız zorluklardan bir şeyi anlayıp idrak etmediyseniz ben sana bunu öğreticem diyor..
Sor bakalım neden başına geldi?

Motivasyonunuz çok önemli, her insan kendini motive edecek yolları bulmalı ve ihtiyaç duyduğu her zaman bunu kullanmalı.

Bu herkes için değişir. Kimi içten motive olur kimi de dışarıdan...
Bu ne demektir.
Yani bazıları kendi kendini motive etmeyi bilir ve ben buna kendini şarj etmek diyorum:) Ve herkesin kendini enerjisini yükseltme yöntemi farklıdır.
Dışarıdan motive olmak ise başkasından etkilenmek diyebiliriz.
Size iyi enerji veren birini sosyal medyadan takip etmek bunlardan biri olduğu gibi bir Kişisel gelişim kitabı okumak yada hoşunuza giden bir cümleyi motto (yaşam felsefesi) edinmek ve sık sık bunu hatıra getirmek olabilir..olabilir.



Ohio’lu 90 yaşındaki Regina Brett’in kaleminden:



Ohio’lu 90 yaşındaki Regina Brett’in kaleminden: Bir zamanlar, doğum günümde, “Hayattan aldığım 45 ders” başlıklı bir yazı yazmıştım.Bugüne kadar en çok okunan ve istek alan makalem oldu!


1.Hayat haksızlıklarla dolu ama yine de güzel!!.
2.Şüphede kalma, ikinci bir adım daha at!
3 Hayat, nefrete harcayacak kadar uzun değil !…
4.Hastalandığında… sana işin değil, ailen, arkadaşların bakacak. Onlarla ilişkini koparma!
5.Her ay kredi kartlarını ödemeyi unutma.
6.Her tartışmayı kazanacaksın diye bir şey yok! . Fikir farklılıklarını kabul et!!.
7.Ağlayacaksan, bir başkası ile birlikte ağla! Tek başına ağlamaktan evladır..
8.Tanrıya kızmanda bir mahzur yok! O bunu kaldırabilir! !.
9.İlk maaşından başlamak üzere, emekliliğine para ayır..
10 Söz konusu çukulataysa, direnmenin anlamı kalmıyor. .
11 Geçmişinle barış ki, bugününün içine etmesin!.
12 Çocukların seni ağlarken görsün! Bundan kaçınma..
13 Hayatını başkaları ile mukayese etme, ötekilerin neler çektiğini bilmiyorsun!
14.Bir ilişki gizli olacaksa, sen içinde olmamalısın!.
15.Göz kırpacak kadar bir zamanda her şey değişebilir. Ama merak etme, Tanrı asla göz kırpmaz!!
16.Derin bir nefes al, kafanı sakinleştirir.
17.Güzel ve yararlı olmayan, seni mutlu etmeyen her şeyi çöpe at!! Düşünce kalıplarında dahil!….
18 Her ne yaşıyorsan, seni öldürmediği müddetçe, güçlü kılar.
19.Mutlu bir çocukluk geçirmek için geç kalmış değilsin de, bu sadece ve sadece sana bağlı!!
20.Hayatta sevdiğin her ne ise, peşinden giderken asla “hayır” sözcüğünü cevap kabul etme.
21.Mumları yak, değerli yatak takımlarında uyu, kendine pahalı iç çamaşırları satın al…. Bunlar için özel fırsatlar bekleme, bugün zaten özeldir!!
22.Önce hazırlan, sonra da kendini akıntıya bırak.
23.Şimdiden egzantrik ol! Kırmızı giymek için yaşlanmayı bekleme.
24.En önemli sensin ve çok özelsin….
25.Mutluluğun için senden başka sorumlu yoktur! .
26.Her yaşadığın felaketin ardından kendine şu soruyu sor: “Beş yıl sonra bunun benim için ne önemi olacak??”
27.Daima yaşamı seç.
28.Herkesi, her şeyi affet.
29.Başkalarının senin hakkında ne düşündüğü seni ilgilendirmez! 30.Zaman her imkana sahip.. Zaman tanı!
31.Durum ne kadar iyi veya kötü olursa olsun, değişecektir..
32.Kendini fazla ciddiye alma, kimse almıyor ki zaten!.
33.Mucizelere inan!!.
34.Tanrı, Tanrı olduğu için seni seviyor. Yoksa yaptıkların ya da yapmadıkların için değil!!
35.Hayatı denetlemeyi bırak!. Öne çık, kendi hayatını kendin yarat.
36.İki seçeneğin var “Erken ölmek” ya da “yaşlanmak”..
37.Çocuklarınızın, yaşayacak başka çocukluk dönemi yok!.
38.Sonuçta gerçekten önemli olan sevmiş olmandır!!.
39.Her gün dışarı çık.. Mucizeler her yerde seni bekler!.
40.Dertlerimizi bir torbaya doldurup, milletinkilerle bir arada görsek, bizimkileri geri toplardık..
41.Kıskançlık zaman kaybıdır. Zaten ihtiyacınız olan her şeye sahipsiniz!!
42.Her şeyin en iyisini daha yaşamadın!!.
43.Kendini nasıl hissedersen et, kalk, giyin ve dışarı çık!
44.Yol ver!
45.Hediye paketinde olmasa bile, hayat yine de bir hediyedir!!.



-Soru: Bazı insanlar neden aşırı derecede kıskanıyor?


–Cevap: İnsan kendisinde eksik, yetersiz veya tehdit altında gördüğü bir şeyi kıskanır. Bir değerinizi yeterli buluyor ve tehdit altında görmüyorsanız kıskanmazsınız. Aşırı kıskanmak ya değerin aşırı tehdit altında olmasından veya kişinin zihninin çarpık düşüncesi nedeniyle öyle sanmasındandır.

(Zihinsel Şifa)